Öz Ortodoksluk doktrinleri ve emanetleri
ORTODOKS EĞITIM VE TERAPÖTIK -
AZİZ PEDERLERİN SESİ

 

ŞEYTAN, DUA ETMEMİZE İZİN VERİYOR MU?
 

 

 

 

Dua etmek, Tanrı ile beraber olmamız için, hayatımızın temelidir. Çünkü dua, bizlere Tanrı ile sohbet etmemizi sağlıyor. Duanın iki şekli vardır.

Birincisi: Hristiyan cemaati ile kilisede dua etme şe
kli, ikincisi ise kişisel ve şahsi duadır.
u iki dua şekli, şeytanı çok ciddi bir şekilde etkilemektedir. Çünkü, şeytan Tanrıya yakın olan ve Tanrının sevgisi ile dolu olan kalpleri görmeye dayanamaz. Kilise babalarımız bizlere duanın üç mertebesinin olduğunu öğretir.

Bunlar: Dudak, zihin ve kalp ile dua etmektir. Şeytan, bu üç mertebeli olan duaların yerine getirilmemesi için insanlarla savaşır, öyle ki insan Tanrı ile arasında olan alakayı tahkik edemesin. Yorgunluk bahanesiyle, yada sıkıntılı olduğundan dolayı, yada dua etmenin faydalı olmadığına dair, insanları ikna etmeye gayret eder ve böylece Tanrıya giden yolumuzu keser. Bu durumda şeytan, savaşı başlangıcından beri kazanmış olur. Lakin ruhsal hayatına önem veren insan, ruhani pederinden yardım alarak, bu zor tecrübeleri Tanrının akıl almaz gücüyle aşabilir. İnsan bu ilk mertebeyi aştıktan sonra ikinci mertebeye intikal eder. ( zihin ile dua etmek )

Genelde kilisede dua eden insanların aklını, şeytan kurcalamaya ve meşgul etmeye başlar, öyle ki zihinleriyle dua edemesinler. Bundan emin olabilmeniz için, öncelikle kendimize daha sonra kiliseden çıkan mümin insanlara şunları sormanız gerekir. Ayin esnasında zihinleri neyle meşgul du? Akılları neyi düşünüyordu? Okuyucunun yada pederin hangi ilahileri söylediklerini hatırlıyorlar
mı? Günün incili neyden bahsediyordu? Peder, vaaz verirken hangi konulara değindi? Burada herkesin ayrı bir cevabının olduğunu göreceksiniz. Bazıları sadece birkaç ilahi duydu, bazıları ise sadece okunan İncile kulak verdi, bazıları ise sadece pederin vaazına önem gösterdi vs..

Ve sorulara devam ediyoruz. Mümin insanların zihni neyle meşguldu acaba? Genelde bu meşguliyet iki şeyle bağlantılıdır. Birincisi, günlük hayatın verdiği yorgunluk, ikincisi ise, kiliseye girip çıkan insanlarla ilgilenmektir. Kimin ne giydiğine ve ne yaptığına dikkat etmektir. Şeytanın, insanların akıllarını ne kadar kolay bir şekilde meşgul ettiğini gördünüz mü? Ve sonuçta insanlar her zamanki gibi kiliseye gidip hedeflerine ulaşamamışlardır. Bu durumda, mümin insanın kendine gelip fikrine ve zihnine hakim olması gerekir, öyle ki gerçek ve zihinsel duayı Tanrı ya sunabilsin. Bu kesinlikle kolay bir durum değildir, ama şeytana karşı verebileceğimiz çok önemli bir savaştır. Bu iki önemli mertebeleri aştıktan sonra üçüncü mertebeye doğru yöneliriz. Kalp ile dua etme.

Kalp duası, şeytana karşı direnen ve bahsettiğimiz gibi, o iki mertebeyi aşan ve temiz kalpli mümin insanlara Tanrı tarafından verilen çok kutsal bir nimettir. Bu mertebe Tanrı tarafından verilen bir nimettir, onun için bu bahsettiğimiz üçüncü mertebe ( kalp duası ) birinci ve ikinci mertebeyi aşmamıza bağlıdır.

Dua, elimizde olan büyük bir silahtır, vacibimiz ise ömür boyu bu güçlü silahla savaşıp ebedi hayata kavuşmaktır. Öyle ki dudaklarımızla dualarımızı zihnimize yöneltelim ki, Tanrımız da, dualarımızı kalbimize yöneltsin. Ve bizler de ona peygamber Davut gibi yüreğimizin derinliklerinden haykıralım (TEMİZ BİR KALP ( YÜREK ) YARAT BENDE EY TANRI ).
Mezmur 51:10

Peder: Dimyan Yakupoğlu

 

  

28-11-2013 tarihinde yazld.

28-11-2013 tarihinde güncellenmiştir.

SAYFA BAŞINA DÖN