Öz Ortodoksluk doktrinleri ve emanetleri
ORTODOKS EĞITIM VE TERAPÖTIKİ

 

Hıristiyanlık bir din değildir.
Bir psikoterapik bilimdir.
 

© Nafpaktos’un Metropolitan Hierotheos Vlachos

Hıristiyanlık nedir ve dünyadaki amacı nedir? Bu soruya birçok farklı cevap verilmiştir ve Hıristiyanlık hakkında çok fazla yorumlar yapılmıştır.Sıradaki metinde Hıristiyanlığın ve özellikle de Ortodoksluğun bir terapi olduğunu açık hale getireceğiz.Aynı zamanda bunun ne tür terapi olduğunu ve nasıl ulaşıldığını açıklamaya çalışacağız.

 Metropolitan Hierotheos’un “Orthodoks Psikoterapi” kitabından alıntı.

Vlachos: http://www.pelagia.org/htm/b02.en.orthodox_psychotherapy.00.htm

 

1. Hıristiyanlık nedir
2. Tedavi Amaçlı Teoloji Bilimi
3. Terapi nedir
4. Terapi Yöntemi – İyileştirici Tedavi

 

1. Hıristiyanlık nedir

Birçok insan Hıristiyanlığın karakterini ilk çağlardan bu yana bilinen birçok felsefe ve dinden biri olarak görür.Hıristiyanlığın günümüzde kullanıldığı anlamda bir felsefe olmadığı kesindir.Felsefe bir düşünce sistemi oluşturur ve bu da çoğu durumda hayat ile hiçbir ilişki bulundurmaz.Hıristiyanlık ile felsefe arasındaki en belirgin fark felsefenin insan düşüncesi olması, Hıristiyanlığın ise Tanrı’nın vahiyi olmasıdırnsanın bir buluşu değildir, Tanrı’nın insan Kendini açığa çıkarmasıdırnsan mantığının Hıristiyanlığın gerçeklerini bulması imkansızdı.İnsanın kelimeleri yetersiz olduğu yerde ilahi insan Kelimesi, Tanrı’nın mesihi ve Tanrı Kelimesi ortaya çıktı. İlahi Devrim zamanla felsefi terimlerle formüle edildi, fakat yine de felsefe olmadığı vurgulanması gerekir. İlahi insan Kelimesi’nın kılıfıları zamanla felsefeden alındı.

Isaiah 3,1 yorumlayan Aziz Yuhanna Chrysostom: "Rabbe bak, Kutsanmışların Rabbi, Kudüs'ten ve Yahuda'dan alıp götürür... kudretli adam ve asker, hakim ve peygamber,kâhin..." şunu gözlemler: "Kâhini engin zekası ve tecrübesi aracılıyla geleceği tahmin edebilen biri olarak adlandırır.Bu kâhinlik peygamberlikten ayrı birşeydir: peygamber kendini kenara koyarak ilahi esinlenme altında konuşur, tıpkı zeki birinin normalde yaptığı gibi kendi zekasını çalıştırır ve gelecekteki birçok olayı mecbur yapar.Fakat aralarındaki fark büyüktür: insan zekasını ilahi lütuftan ayıran fark. "[1].

 Böylece spekulasyonlar (veya felsefe) ayrı birşeydir, peygamberlik ya da peygamber sözü teolojileri ayrı birşeydir. Şekillendirme insan eylemidir, ikincisi ise Kutsal Ruh’un vahiy.

Patristik yazılarda ve özellikle de Aziz Maksimus’un öğretisinde, felsefe ruhani hayatın başlangıcı anlamına gelir.Ancak kendisi "pratik felsefe" terimini kullandı ve bununla kalbin ihtirastan arınmasını ifade eder.Bu da ruhun Tanrı’ya olan yolculuğunun ilk aşamasıdır.

Yine de Hıristiyanlık din olarak Kabul edilemez, en azından didin günümüzde ifade edildiği anlamda değil.Tanrı genelde bulunduğu yerden insanların tarihini yönetir ve dünyaya zayıf ve hastalık içinde gelen insandan hoşnutluk talep eder olarak gösterilir.Tanrı ile insanı ayıran bir duvar vardır.Bu insanın üstünden gelmesi gerektiği birşeydir ve din oldukça etkili bir yardımcıdır. Çeşitli dini törenleri bu amaç için kullanılmaktadır.

Başka bir bakış açısına gore insan evrende sayıf hisseder ve bu zayıflıkta ona yardım edecek güçlü Tanrı’ya ihtiyaç duyar.Bu görüşe göre Tanrı insanı yaratmaz, tersine insan Tanrı’yı yaratır.Din insanın Mutlak Tanrı ile olan ilişkisine tasarlanır, bu da "Ben ile Mutlak Sen arasındaki" ilişkidir.Yine de birçok kişi dini insanların ümitlerini geleceğe taşıması anlamında çevrildiğini kabul eder. Bu şekilde kuvvetli güçler insana din anlamında baskı yapar.

Fakat Hristiyanlık bu yorumlardan ve teorilerden daha üsütündür. O “doğal” dinlerde genelde verilen kavramlar ve tanımlar ile birlikte ele alınamaz. Tanrı Mutlak Varlı değildir, insan ile organik iletişimde olan yaşayan Kişidir.Dahası Hristiyanlık basitçe sorunu ertelemiyor veya zamanın ve tarih sonrası cennet krallığının zevkini beklemiyor. Hristiyanlıkta gelecek şu anda yaşanıyor ve Tanrının krallığı bu hayatta başlar. Patristik yorumlara göre  Tanrının krallığı Üçlübirliği Tanrının lütfudur ve yaradılmamış Işığın görüşüdür. 

Biz Ortodokslar tarihin veya zamanın sonunu beklemiyoruz. Hristiyanlığı yaşayarak tarihin sonu ile buluşmak için ilerliyoruz, böylece Hz.İsa’nın ikinci dirilişinden sonra beklenen hayatı zaten yaşıyoruz. Yeni teolog Aziz Symeon yaradılmamış ışığı gören ve Tanrı ile bütünleşen biri olarak, Hz.İsa’nın İkinci dirilişini beklemediğini, onu şu anda yaşadığını söyler. Böylece ebedi olan bizi zamanın her anında kucaklar. Bu şekilde geçmiş, şu an ve gelecek bir bölünmez bütünlük içinde esas olarak yaşar. Buna yoğunlaştırılmış zaman denir.

Ortodoksluk “insanların afyonu” olarak karakterize edilemez, .ünkü sorunu ertelemez. Hayat önerir, biyolojik hayatı dönüştürür ve toplulukları kutsar ve dönüştürür. Ortodoksluğun Kutsal Ruhla ve doğru şekilde yaşandığı yerde, o Tanrı ve insanın ilahi ve dünyevi, yaşayan ve ölünün birliğidir. Bu birlikte hayatımızda kendilerini gösteren tüm sorunlar gerçekten çözülür.

Ancak kiliseye üyelik hasta insanlar ve ruhani yaşama yeni başlayanları da dahil ettiğinden, bunlardan bazıları Hristiyanlığı yukarıda tarif edilen şekilde bir din olarak anlamaları beklenebilir. “Görütünün” arınması olan Baptislik ile başlar ve Tanrı ile birlik olan “benzerlik” gerçekleştirmeyi amaçlayan çileci yaşam ile devam eder. Neyse Hristiyanlıktan bir din olarak bahsederken bile, bunu belirli gerekli varsayımlar ile yaptığımız anlaşılmalıdır.

Birincisi Hristiyanlık başlıca bir kilisedir.  “Kilise” “İsa’nın vücudu” anlamına gelir. Yeni Ahit’te Hristiyanlığın kilise olarak adlandırıldığı birçok yer var.İsa’nın sözlerini hatırlatalım: “Sen Peter’sın ve bu kayanın üzerine kilisemi inşa edeceğim” (Matt. 16:18). Havari Paul’un Koloseliler’e  sözleri de:“ Ve o vücüdun, kilisenin başıdır” (1:18). Onun müriti Timothy’e ise: “böylece yaşayan Tanrı’nın kilisesi ve gerçeğin direği ile temeli olan Tanrı’nın evinde nasıl davranışlar yapman gerektiğini  bileceksin” (1 Tim., 3, 15). Bu İsa’nın basitçe cennette hayat sürüp tarih ile insanların hayatlarını yönlendirdiği anlamına gelmez, O bizimle birleşiktir. O insan doğasını varsaydı ve yüceltti. Böylece Hristiyanlıkta yüceltilmiş insan doğası Baba’nın sağ elindedir. Bu şekilde Hristiyanlık bizim hayatımızı ve biz de “Mesih’in üyeleriyiz”.

İkinci tahmin Hristiyanlığın amacı yüceltmenin kutsal durumuna ulaşmaktır. Tanım “benzerlik”, yani Tanrı’ya benzemek ile tanımlanır.Ancak bu benzerliğe ulaşmak için, Tanrı’nın görüntüsüne erişebilmek ve bu görüntü ateşi değil de yaşam veren ışığı alması için, önceden arınma olmalıdır. Bu arınma ve iyileşme Kilise’nin işidir. Hristiyan olan biri önceden hayat veren arınma olmadan ibadete katılırsa ve dahası bu ibadet eylemleri de insanın arınmasına karşı amaçlı ise, o zaman o kişi kilisede yaşamıyor demektir. Öyle ise arındığımızda, özellikle de şifamızı gördüğümüzde, dinden bahsedebiliriz. Bu da İsa ’nın kardeşi James’in sözleri ile uyumludur: “Aranızdan herhangi biri dindar olduğunu düşünüyorsa ve dilini dizginlemiyor da kendini kalbini kandırıyor ise, bu kişinin dindarlığı boştur. Tanrı ve Babamız önünde saf ve yozlaşmamış din şu dur: yetim ve dulları zor zamanlarında ziyaret etmek ve birbirimizi dünyadan lekesiz tutmaktır” (Jas. 1:2627).

Bu kaçınma bize Hristiyanlığın ne felsefe ne de “doğal” din olmadığını,başlıca iyileşme olduğunu iddia etme hakkını verir. Bu Tanrı’nın birlik ve topluluğuna katılabilmeleri için kiliselerin ihtirasları iyileştirmesidir.

İyi Samaritan meselesinde Tanrı bize birkaç gerçeği gösterdi. Samaritan hırsızlar arasında düşmüş, onu yaralı ve yarı ölü bırakan adamı görür görmez "ona acıdı ve yağ ve şarap dökerek gitti yaralarını sardı ; kendi hayvanına bindirdi ve onu hana getirip ona baktı" (Luk. 10:33f). İsa yaralıyı tedavi etti ve onu konağa, Kilisenin Hastanesine getirdi. Yuhanna  İsa adamın hastalıklarını iyileştirir hekim olarak, Kilise de Hastane olarak gösterilir.

Bu benzetmenin analizinde az önce vurguladığımız hakikatleri Aziz Yuhanna Chrysostom’un sunması çok karakteristiktir . Adam "Cennetten şeytanın aldatmacasına ve hırsızların arasına düştü, bunlar şeytan ve düşman güçleridir.Katlandğı yaralar onun çeşitli günahlarıdır. David’in dediği gibi "Benim yaralarım aptallığım yüzünden tiksindirici ve iltihaplanmıştır". (Ps. 38:5). "Her bir günah, çürükler ve yaralar getiriyor".The Samaritan yaralı adamı iyileştirmek için cennetten yeryüzüne inen Mesih’in kendisidir. Yaralar için şarap ve yağ kullandı. Yani "kanı ile Kutsal Ruh’u karıştırarak, adama hayat verdi ". Bir diğer yoruma göre, " yağ rahatlatıcı kelime getirir, şarap kanı durdurucu losyon sağlar, dağınık akla konsantrasyon getiren talimat ". Onu kendi hayvanının üzerine bindirdi: "Kendi ilahi omuzlarına o bedeni alarak, Cennetteki Baba’mıza doğru kaldırdı ". Bunun üzerine iyiliksever Samaritan, Mesih adamı "bu evrensel Kilise’nin harika ve geniş hanın içine" ulaştırdı.Onu hancı olan Havari Pavlus’a verdi ve "Paul ile yüksek rahipler ve öğretmenler ve her bir kilisesinin bakanlarına "söyle dedi: "Kiliseye verdiğim öteki ulusların halkı ile ilgilenin. Adamlar hasta ve günah ile yaralı, onlara alçı koyarak iyileştirin, bunlar Tevrat ve İncil'de tavsiye edilen ve ikaz yoluyla tavsiye edilen peygamberlik sözleri ve İncil öğretileridir". Yani Aziz Yuhanna Chrysostom’a göre Paul Tanrı'nın kiliselerinin onayladığı biri "ve manevi ikaz yoluyla bütün insanları iyileştirir, her biri için de ekmek dağıtmı sunar "[2].

Aziz Yuhanna Chrysostom’un bu benzetmenin yorumuna göre açıkça bellidir ki Kilise günahı olan hastaları iyileştiren Hastanedir, Havari Pavlus gibi piskoposlar ve rahipler ise Tanrı’nın halkının şifacılarıdır.

Bu gerçekler İncil’in birçok yerinde de görülür.Efendimiz dedi ki : "Sağlıklı olanların değil, hasta kişilerin hekime ihtiyacı var"(Matt. 9:12). Tıpkı İsa’nın ruhların ve bedenlerin hekimi olduğu gibi "… ve ona çeşitli hastalıklar ve eziyete uğramış olanları, şeytanın ele geçirdikleri, epileptikler ve felçlileri getirirler; o da onları iyileştirdi"(Matt. 4:23f). Havari Paul insanın bilince, özellikle de basit olanların, zayıf olduğunun farkındaydı : "Böylece kardeşlerine karşı günah işlediğin zaman ve onların zayıf bilincini yaraladığında, "İsa'ya karşı günah işlerisn"(I Cor. 8:12). Vahiy Kitabı Evangelist John’un Tanrı2nın tahtından ilerleyen hayat suyunun nehrini gördüğünü söyler "Nehrin öteki tarafında hayat ağıcı bulunuyordu … ve ağıcın yaprakları ulusların iyileşmesi içindi"(Rev. 22:lf).

Böylece Kilisenin işi tedavi etmektir. İnsanların hastalıklarını iyileştirmeyi amaçlar, özellikle de onlara eziyet eden ruhun hastalıklarını.Bu Kilisenin Pederlerinin ve İncil’in temel öğretisidir. Bu bölümün devamında ve bundan sonraki diğer bölümlerde de Pederlerin birçok pasajında gerçekleri ortayaçıkaracaktır.

Yuhanna  tekrar Kilisenin zorunluluğunu vurgulamak istiyorum.Peder ve profesör olan Yuhanna Romanidas’a yazılarında bu konuya değindiği için çok minnettarım. Onun neptik Pederlerin öok iyi bir okuyucusu olduğuna eminim, özellikle de Philokalia içindeki yazılarda, böylece Kilisenin de gerçek anlamını kavramış olduğuna da eminim.Çağımızda Hıristiyanlık bir felsefe veya entellektüel teoloji ya da kültür ve popüler gelenek adetleri ve davranışları olarak gösterilirken, kendisi bu öğretiyi tedavi edici öğreti olarak sunar.

Tam olarak şöyle der: "İsa’ya önceden iyileşme olmadan inanmak, inanç değildir.Yuhanna  doktoruna çok güvenen bir hastanın asla onun tavsiye ettiği tedavi yöntemlerini kullanmaması durumu ile aynı zıtlık bulunur. Eğer Yahudilik ve halefisi Hıristiyanlık ilk kez yirminci yüzyılda ortaya çıkmış olsaydı bunlar muhtemelen din olarak değil de psikiyatiye ilişkili tıbbi bilim olarak karakterize edilirdi. Toplum üzerinde kısmen çalşan kişiliğin hastalıklarını tedavi etme başarıları ile geniş etkiye sahip olacaktı.Hiçbir şekilde kahince Yahudilik ve Hıristiyanlık madde ve kötülükten oluşan sözde bir dünyadan kaçış veya riyakarlık içineki bu sözde dünyadan güven ve başarının bir sözde manevi dünyasına geçiş için söz veren ve çeşitli sihir yöntemleri ve inançları kullanan din olarak kabul edilemez"[3].

Bir diğer çalışmada aynı professor söyle der:  "Patristik gelenek ne sosyal felsefedir ne de etik sistemdir, dini dogmatism da değildir: iyileştirici bir tedavidir. Kalbinin içinde durmaksızın dua eden ruhsal enerji herkesin sahip olduğu ve iyileştirmeye ihtiyacı olan fizyolojik araçtır.Bu aracı ne felsefe ne de pozitif veya sosyal bilimlerin hiçbiri iyileştiremez.Bu sadece Pederlerin neptic ve münzevi öğretimi ile yapılabilir.Bu nedenle iyileştirilmemiş olanlar genelde bu aracının varlığından bile haberdar değillerdir"[4] .

Bu şekilde Kilise’de bizler hastalıklılara ve azizlere ayrılırız, yani iyileştirme tedavisi yapılıyor olanlara ve iyişemiş olanlara.Pederler insanları ahlaki veya ahlaksız ya da ahlak yasalarına göre iyi veya kötüye categorize etmezler.Bu ayrım yüzeyseldir.Derinlerde insanlık ruhunda hastadır ve iyileşme sürecindedir veya iyileşmiştir die ayrım yapılır.Aydınlanma durumunda bulunmayan herkes ruhunda hastadır…Ortodoks yapan şeyler sadece iyi niyet, iyi karar,ahlak ve Ortodoks Geleneğine bağlılık değildir, aynı zamanda arınma, aydınlanma ve yüceltmedir.Liturjik metinlerin de tanıklık ettikleri gibi, Kilisenin mistik hayatının amacı bu iyileştirme aşamalarıdır "[5].

 

2. Tedavi Amaçlı Teoloji Bilimi

Şu ana kadar söylenenlerden Hıristiyanlığın prensip olarak tedavi eden bilim olduğu açıktır, bu da iyileştirici yöntem ve tedavidir.Aynısı teoloji için de söylenebilir.Bu bir felsefe değildir.Ortodoks teolojisi açık bir şekilde bir yandan terapinin bir meyvesi, diğer yandan terapiye giden yol olduğunu gösterir.Bu bir diğer deyişle iyileşmiş olanlar ve Tanrı ile birliğe kavuşmuş olanlar teologlardır ve sadece onlar Hıristiyanlara tedavi 'yerine' nasıl ulaşacaklarını gösterebilirler.Böylece teoloji terapinin hem meyvesi hem de yöntemidir.

Bu gerçekleri daha net bir şekilde görebilmek için şu ana kadar söylenenleri biraz açmak gerekir.Teoloji ve teologlar ile ilgili Kutsal Pederlerin öğretilerini aktarmamız gerek.

Bence Aziz Gregory Nazianzen ile başlamak gerekir.Kilise ona Teolog ünvanını  boşuna vermemiştir.Onun ünlü teolojik metinlerinde teolojınin, yani Tanrı ile ilgili konuşmanın herkes için olmadığını, çünkü bu o kadar da ucuz ve basit bir konu olmadığını yazar.Bu iş herkesin yapabileceği birşey değildir, "sadece sınanmış ve Tanrı’nın vizyonunun ustalığını aşmış ve daha önceden bedenen ve ruhen arınmış olanlar içindir".Sadece uygulamadan teoriaya , yani arınmadan aydınlanmaya geçmiş olanlar Tanrı ile ilgili konuşabilirler.Bu da ne zaman olur? "Bu bizim tüm dış kirlenme veya bozukluklardan olduğumuzda ve içimizdeki kuralları yönetenin kötü niyetli şeylerle kafası karışık olmadığında gerçekleşir". Böylece aziz şöyle tavsiye verir: "Bunun için Tanrı’yı tanımak için hafiflemede içten olmak gerekir"[6].

Çilekar Neilos teolojiyi dua edenlere, esas akli faaliyetle dua edenlere ilişkilendirir.Kutsal Pederler’in öğretilerinden, kalbin lütuflu dua edeni elde eden herkes Tanrı’nın vizyonun ilk aşamasına girmiş bulunduğu iyi bilinir, buna göre dua eden herkes Tanrı ile duygu ortaklığına sahiptir ve bu insanın Tanrı hakkındaki manevi bilgisidir. Bu şekilde Aziz Neilos şöyle der: "Eğer bir teolog iseniz gerçekten dua edersiniz, gerçekten dua ederseniz de bir teologsunuz"[7].

Aziz Yuhanna Climacus kendi manevi hoş 'Ladder' inde birçok yerde teolojiyi sunar. "Tam saflık teolojinin temelidir.Bir insanın algıları Tanrı’ya mükemmel bağlı ise, o zaman Tanrı’nın dediği gizemli bir şekilde gizemli açık hale gelir.Fakat bu tür bir birliğin olmadığı yerde, Tanrı hakkında konuşmak son derece zordur"[8]. Aksine Tanrı’yı gerçekten bilmeyen biri Onun ile ilgili sadece "olasılıklar içinde" bahseder[9]. Gerçekten de patristik öğretilerine göre Tanrı hakkında varsayımlar içinde bahsetmek çok kötüdür, çünkü bu kişiyi yanılgıya götürür. Aziz "şeytanların teolojisi" içimizde nasıl geliştiğini bilir.Daha önce Kutsal Ruh’un araclığı ile arınmamış övünen kalplerde temizlenmemiş iblisler bize "kutsal yorumlanmada ders verirler"[10].Bu nedenle tutkunun kölesi "teoloji ile uğreşmamalı"[11].

Azizler " düşünmeden ilahi şeyleri" aldılar ve Pederler’e göre onlar teolojik olarak Aristocu düşünme yolu ile bakmadılar, "Havarilerin şekli" olan Kutsal Ruh’un çalışması sayesinde yaptılar. Eğer bir kişi arzulardan temizlenmemiş ise, Tanrı ile sohbet edemez veya onun hakkında konuşamaz, çünkü "kavramlar oluşturan bir akıl teoloji yeteneğine sahip değildir". Azizler "Ruh tarafından yazılan" teolojiyi yaşadılar.

Aynı öğretiyi Günah Çıkaran Papaz Aziz Maximus’un çalışmalarında da buluyoruz.Bir kişi arzulardan temizlenme ve tövbe olan patrik felsefe ile yaşadığında , "o manevi anlamda gelişir". Teoria’yı tecrübe ettiğinde, "o ruhani bilgi açısından gelişir".Birinci duruumda o erdem ve kötü alışkanlıklar arasında ayrım yapabilir; ikinci durumda ise teoria " manevi ve maddi şeylerin iç niteliklerine katılıma yol açar".Aziz Maximus teoria’da insanın "sevgi kanatları üzerinde taşınırken, ilahiyat lütufun ona verilmiş" olduğunu ve "Kutsal Ruh’un yardımı ile onun Tanrının niteliklerini mümkün olabildiği kadar fazla farketmekttiğini" söyler.Tanrı bilgisi olan teoloji teoria’ya ulaşmış birinin gözleri önüne serilir.Başka bir yerde aynı Peder herzaman "iç yaşama odaklanan" birinin sadece ölçülü, sabırlı, nazik ve alçakgönüllü hale gelmediğini, aynı zamanda "tefekkür, teolojik açıdan bakmayı ve dua edebilecektir"[13].Yuhanna  da teoloji teoria ve dua ile yakından ilişkilidir.

Arınmanın ürünü olmayan bir teolojinin, 'uygulama' olmayanın şeytani olduğunu vurgulamak gerekir. Aziz Maximus’a göre "uygulama olmayan bilgi, şeytani teolojidir"[14].

Aynı görüşe sahip olan Aziz Thalassion insanın aklı basit inançla başlar ise, "nihayetinde aklı aşan bir teolojiye kavuşacaktır ve bu da görünmezin yüksek türü ve görüşün aralıksız inancı tarafından karakterize edilir"[15].Teoloji mantığın ötesindedir, bu Tanrı’nın insana kendini açığa çıkarmasıdır ve Pederler bunu teoria olarak adlandırır.Yuhanna  da teoloji başlıca Tanrı’nın görünümüdür.Başka bir yerde aynı aziz gerçek sevginin manevi bilgiye yol açtığını ve "bunun tüm arzuların arzusu olan teoloji lütfu tarafından başarıldığını" yazar [16].

Aziz Diadochos’un Photiki öğretisinde, teoloji Kutsal Ruh’un sunduğu en büyük hediye olarak gösterilir.Tanrı’nın tüm lütuf hediyeleri "kusursuzdur", "fakat kalbimizi herhangi birşeyden daha fazla ısıtan ve Onun iyiliğine taşıyan şey teolojidir". Teoloji’de "Tanrı’nın lütfunun ilk tohumları ile", "ruhun üzerine en büyük hediyeleri serpilir"[17].

Havari Paul’a göre Kutsal Ruh bir kişiye manevi bilgi verir, diğerine ise bilgelik verir(I Cor. 12, 8). Bunu yorumlayarak Aziz Yuhanna manevi bilginin insanı Tanrı ile birşeştirdiğini, fakat onu bildiklerini dışa vurmaya itmediğini söyler. Hesychia’yı seven ve Tanrı’nın lütfu ile aydınlanmış olup, "ancak Tanrı ile ilgili konuşmayan" keşişler de var. Bilgelik en nadir hediyelerden biridir, Tanrı bu hediyeyi ifade etme yeteneğine sahip ve geniş zekaya sahip olanlara verir.Bu nedenle Tanrı bilgisi "dua, derin bir sükunet ve tam tarafsızlık ile gelir, bilgelik ise Kutsal Ruh’un üzerine mütevazı meditasyon ve hepsinin üzerinde Tanrı’nın lütfu ile gelir"[18].Teoloji armağanı insan ile işbirliği içinde Kutsal Ruh’nun işidir, çünkü Kutsal Ruh bu tür bilgileri doğal olarak arayan içindeki eğitim merkezinden ayrı, insanın içinde gizemlerin manevi bilgilerini gerçekleştirmez"[19].

Aziz Gregory Palamas’ın öğretisindeTanrı’yı görenler düzgün teologlar olanlardır ve teoloji teoria dır. "Tanrı ve Onun öğretileri hakkında bilgi bulunur, bu teoloji adı verdiğimiz teoriadır..."[20]. İnanç konularında bilgi ve deneyime sahip olmayıp onları " kendi muhakemelerine göre öğreten ve tüm kelimeleri aşan İyiliği kelimelerle göstermeye çalışan biri, açıkça tüm duyularını kaybetmiştir." Kendi çılgınlığında "Tanrı’nın düşmanı haline gelmiştir"[21].Dahası hiçbir çalışması olmayan, yani önceden arınmaya tabi olmayan insanlar, kutsal bir insan ile karşılaşmışlar ve onu dinlemişlerdir, fakat daha sonra onlar "kendi anlayışlarını oluşturmaya çalışırlar" ve hem kutsal kişiyi reddederler hem de kendilerini gururla yükseltirler[22].

Bütün bunlar teolojinin tamamen insanın iyileşmesinin meyvesi olduğunu ve rasyonel bir disiplin olmadığını gösterir.Sadece arınmış olan veya en azından hala arınıyor olan biri, tarifsiz gizemlere ve büyük gerçeklerin içine sokulabilir ve insanlara iletmek için vahiy ve daha fazlasını alabilir.Bu nedenle Ortodoks’da patristic geleneği olan teoloji ruhani pederle bağlantılı olup tanımlanmıştır ve ruhani peder de mükemmel ilahiyatçıdır.Tanrı’dan gelen şeyleri tecrübe eden ve böylece manevi çocuklarına hatasız yol gösterebilecek kişidir.

Peder Yuhanna Romanides karakteristik olarak şöyle yazar: "Gerçek Ortodoks teoloğu, aydınma yolu veya daha fazla görüş yolu ile Tanrı’nın enerjilerinin birazı ile ilgili doğrudan bilgiye sahip olan biridir.Kendisi bunları doğrudan peygamberler, elçiler,azizlerden veya kutsal kitaplardan,Pederler’in yazılarından ve Ekümenik ile Yerel Konseylerin eylemleri ve kararları ile de biliyor olabilir.Teolog bu doğrudan ya da dolaylı manevi bilgi ve görüş aracılıyla, Tanrı’nın eylemleri ile özellikle de şeytanlar ve iblisler gibi yaratıkların eylemleri arasında nasıl ayrım yapacağını net bir şekilde bilen biridir.Ruhların ayırt etme armağanı olmadan, Kutsal Ruh’un veya şeytanlar ile iblislerin eylemi olup olmadığını test etmek mümkün değildir.

Dolayısıyla ilahiyatçı ve ruhani peder aynı şeydir. Franco-Latin modelinden sonra  inanç doktrinlerinin kavramsal bir anlayış arayışı içinde düşünen ve konuşan bir kişi, kesinlikle bir ruhani peder değildir ve de kelimenin asıl anlamında bir ilahiyatçı denemez. İlahiyat mantık, matematik, astronomi, kimya gibi soyut bilgi veya uygulama değildir, tersine lojistik ve ilaç gibi tartışmalı bir karakteri vardır. İlki savunma konuları ve bedensel delme aracılığıyla saldırı, silah dağıtım stratejileritahkimatlar ve savunma ile saldırı planlarıyla ilgiliyken, ikincisi sağlık ve sağlığa kavuşma uğruna zihinsel ve fiziksel hastalıklara karşı mücadele ediyor.

Düşmanın yöntemlerinden ve Mesih'in mükemmelliğinden haberdar olmayan bir ilahiyatçının, kendi mükemmelliği için düşmana karşı mücadele etmesi ve de rehberlik etme ve diğerlerini iyileştirmesi de mümkün değildir. Bu tıpkı hiç savaş sanatı eğitimi almadan yada savaşmadan, sadece resepsiyonlarda ve gösteriş yerlerinde görkemli ve parlak üniformalar içinde ordunun güzel ve muhteşem görünüşüne önem vermiş olan bir general olmak veya general olarak çağırılmak gibidir. Bu tıpkı cerrah olarak boy gösteren kasap gibi veya hastalıkların nedenlerini ve tedavilerini bilmeden bir doktorun pozisyonuna sahip olmak gibidir. "[23].

 

3. Terapi nedir

Hıristiyanlığın ve ilahiyatın öncelikle tedavi bilimi olduğunu söylediğimize göre, şimdi de tedavisi nedir kısaca özetlemek gerekir. Kendi teoloji ve ibadet ile Ortodoksluk bizde neyi tedavi eder?

Ruhun terapisi aslında zihnin terapisi ve özgürleştirilmesi demektir. İnsan doğası Tanrı’dan uzak yollara düştüğünde 'hasta' olur. Hastalık ağırlıklı olarak zihnin esareti ve çöküşüdür. Tanrı’yı terketmek geçmişten kalan bir günahtır, ilahi lütfü kaybetmek ve bu da zihnin körlüğü, karanlığı ve ölümü ile sonuçlanır.Şunun daha doğru olduğunu söyleyebiliriz, "insanın düşüşü ya da kalıtsal günaha sahip olma durumu: a) onun akli faaliyetle ilgili gücünün selâmetle çalışmasının başarısızlığı veya hiç çalşmamasıdır, b) beyin fonksiyonları ile ve genel olarak vücudu ile gücünün karışıklığıdır, ve c) zihinsel acı için ve etrafındaki koşullara bağımlılık sonuçları oluşturur . Herkes zihin gücünün farklı derecelerde düşüşünü tecrübe etmiştir, çünkü bu gücün işlev yapamadığı veya ortalamanın altında olduğu bir otama maruz kalıyor... Zihin gücünün düzgün çalışmaması insan ile Tanrı ve insanların arasında kötü ilişkilere sebep olur.Aynı zamanda kendi kişisel güvenliğini ve mutluluğunu güçlendirmek için bireylerin hem Tanrı’yı hem de düşen kişiyi kullanmasıyla sonuçlanır"[24].

Tanrı’nın lütfunun bu kaybı adamın zihnini uyuşturdu; onun tüm doğası hasatalandı ve o bu hastalığı soyundan gelenlere de aktardı.Ortodoks öğretiminde bu günah verasetini anladığımız şekildir.Pederler Aziz Paul’un "bir adamın günahıyla birçok adam günahkar yapıldı" (Rom. 5,19) sözünü yasal açdan değil, 'tıbben' olduğunu yorumlarlar. Bu insan doğasının hastalıklı hale gelmesidir. İskenderiye’den Aziz Cyril bu durumu şöyle yorumlar: "Adem günaha düştüğünde ve kötülüğe batınca, birden saf zevkler içeri daldı ve ormanın kuralı üyelerimize fırladı. Böylece doğa Adem’in itaatsiliği ile hastalandı.Daha sonra çoğu günahkar oldu, Ade mile dost ihlalci gibi değil , nlar ozaman yoktu bile, fakat onlar günah yasasının altında kalan doğanın parçası olarak günahkar oldular.... Adem’deki insan doğası itaatsizlik bozulması yoluyla hasatalandı ve böylece ihtiras içine girmiş oldu"[25].Başka bir yerde aynı Peder kök simgesini kullanıyor.Adem’in aracılığıyla ölüm tüm insan ırkına geldi "tıpkı bir bitkinin kökü yaralandığında, ondan gelen tüm genç bölüler çürüdüğü gibi"[25].

Azis Gregory Palamas karakteristik olarak şöyle der: "Tanrı’ya karşı isyan eden zihin hayvani veya şeytani hale gelir ve doğanın kurallarına karşı isyan etmek, başkalarına ait olanı arzular..."[27]

Kutsal vaftiz olan "Tanrı'nın doğum ritüeli" sayesinde, insanın zihni aydınlanır, günah ve şeytana olan kölelikten serbest bırakılır ve Tanrı ile birleşir. Vaftiz töreni bu nedenle aydınlanma die anılır. Fakat ondan sonra günah nedeniyle zihin tekrar karartırıl ve uyuşturulur. Patristik yazılar her günahın ve her ihtirasın zihni körelttiğini açık hale getiri.

Ladder’den Aziz Yuhanna kötü iblislerin "ruhumuzu karartmaya" çalışıyor die yazar. Özellikle de iffetsizlik iblisi "bize yol gösteren zihinlerimizi karartarak, insanları" sadece deli birinin düşünebileceği şeyleri yapmaya iter[28].

Bir diğer bölümde dikkat insan zihninin doğasına çevrilir.Yuhanna  genelde karatma konusu ele alınır.Aziz Maksimus şunu öğretir: " Tıpkı vücudun dünyası farklı şeylerden oluştuğu gibi, zihnin dünyası da farklı kavramsal görüntülerden oluşur.Vücüt kadın vücudu ile zina yaptığı gibi, zihin de kendi vücudunun resmini oluşturup kadın kavramsal görüntüsü ile zina yapar"[29].Bu zihnin karanlığı ve düşüşüdür.

Bir diğer yerde aynı Peder şunu öğretir: "vücut maddi şeylerle günah işlerken ve kendine kısıtlamayı öğretmek için bedensel erdemleri varken, aynı şekilde zihin tutkulu kavramsal görüntüler aracılığıyla günah işlerken, ona talimat verecek ruhun erdemlerine sahip"[30].Bu gerçek gösteriyor ki zihnin düşüşü tüm ruhsal yapıda karışıklık yaratır. Izdırap ve ajitasyon oluşturur ve genel olarak kişiyi düşüşünün tüm acıklıyla yaşamasını sağlar.Böylece bizi bezdiren çoğu sorun bu iç hastalıktan gelir.Bu nedenle psikoterapistler çok fazla yardımcı olamaz, sadece İsa zihnin ihtiras yoluyla körelmesini onarabilir

Tekrar Aziz Maksimus zihnin safsızlığı ve düşüşü nedir açıklamaya çalışır ve dört şeyden oluştuğunu yazar: "birincisi yanlış bilgiye sahip olmaktır; ikincisi evrensellerin herhangi birine karşı cahil olmaktır..; üçüncüsü tutkulu düşüncelere sahip olmaktır; dördüncüsü ise günaha onay vermetir"[31].

Böylece zihnin terapiye ihtiyacı vardır, bu Pederlerin zihni hızlandırmak ve arındırmak olarak adlandırdıkları terapidir.

Tanrı'nın ve Havarilerin öğretilerinde zihnin ve kalbin arındırılması konusunda çok şey söylenmiştir. Bu kez dış saflık ve bakımsız iç saflık konusunda çok dikkatli olan Ferisiler’e atıfta bulunarak, Tanrı söyle dedi: "Kör Ferisiler, ilk önce kabın ve tabağın iç kısmını temizleyin, böylece onların dışı da belki temiz olur" (Matt. 23, 26). Kudüs’deki Havariler toplantısında Peter, Hıristiyan Uluslarının sünnet olma ve Eski Ahit'in yasalarını tutma sorunu ile yüzleşerek, söyle dedi: "Kalbi bilen Tanrı bize yaptığı gibi onlara Kutsal Ruh’u vererek onları kabul etti ve bizimle onlar arasında hiçbir ayrım yapılmadı, imanla kalplerini arındırdı. " (Acts 15, 8f).Havari Paul Korint Hıristiyanlarına şöyle tavsiye etti: "Tanrı korkusu kutsallığının mükemmelleştirerek,beden ve ruhun tüm kirliliklerinden arınalım" (2 Cor. 7, 1).İsa’nın kanı "ölü işlerden vicdanını temizlemeli" (Heb. 9, 14).Aynı şekilde tekrar bu Havari müridi Timoty’ye yazarken, "saf bir vicdanla" inanç gizemini bizim tuttuğumuzu onaylamaktadır. (1 Tim. 3, 9). Havari Peter da birbirine karşı olan aşkın saf bir kalbin meyvesi olduğunun farkındadır ve şöyle der: "Birbirinizi saf kalp ile birbirinizi tutkulu bir şekilde sevin" (1 Pet. 1, 22).

Bu yüzden zihnin ve kalbin arındırılması gereklidir. Patristik teolojide bu ikisinin birleştirildiğini bilsek de zihin ve kalpten bahsediyoruz.Ancak bu konuya başka bir bölümde geri döneceğiz.

Aziz Maximus ruhsal hayatı üç aşamaya ayırır. Bunlar pratik felsefe, doğal teoria ve mistik teolojidir.Maximus’un öretimine göre "onun kurtuluşa kişisel yaklaşım öğretisi üç temel bölüme ayrılır: 1) 'pratik felsefe' veya uygulama 2) 'doğal teoria' veya sadece teoria ve 3) 'mistik teoloji' veya sadece teoloji.Birincisi kişiyi tutkularından arındırır ve erdemleri ile onu donatır; ikincisi zihnini gerçek bilgi ile aydınlatır; üçüncüsü ise onu yüksek mistik tecrübe ile taçlandırır, bunu Aziz Maximus 'coşku' olarak adlandırır.Bu üç bölüm insanın kişisel kurtuluş yolunun temel aşamalarını oluşturur[32].

Aslında birçok Pederin ruhsal hayatın bu üç aşamasını ayırdığını belirtmek gerek: pratik felsefe veya kalbin arındırılması, doğa teoria veya zihnin aydınlanması, mistik teoloji veya teoria aracılıyla Tanrı ile birlik.

Patristik yazılarda bulunan bir diğer bölüme göre ruhsal hayat uygulama ve theoria olara ayrılır.Bu bir öncekinin açık bir şekilde tersi değildir, aslında aynı şeydir.Uygulama zihnin arınmasıdır, theoria ise aydınlanması ve Tanrı ile birliğidir.Her şekilde uygulama theoria, Tanrı’nın görüşü öncesinde gelir. "Uygulama theorianın patronudur"[33]. Daha analitik olarak "uygulamada vücudun oruç ve gece ibadetinden oluştuğu, ağızın ise mezmur okuma sanatından oluştuğu söz konusudur.Fakat dua mezmur okuma sanatından, sessizlik de konuşmaktan daha iyidir.Eller ile ilgili durumda, uygulama onların ses çıkartmadan yaptıklarıdır..."[34]. "Theoria zihnin vizyonudur; olmuş ve olacak olanlara şaşırmak ve anlamaktır."[35]

Şüphesiz Aziz Mksimus’un öğretimine göre, theoria uygulamadan bağımsız değildir. "Uygulama theoriasız güvende değildir, theoria da uygulamasız doğru değildirUygulama için zeki, theoria için etkili olunmalı...".Maksimus "daha eğitimliler durumunda theoria uygulamadan önce geldiğini, basit insanlarda ise uygulama önce geldiğinivurgular.Ancak her iki durumda da, bunlar aynı sonuca götürürinsanın arınması ve kurtuluşu[36].

Aslında ruhun arınmasından bahsederken, esas olarak onu tutkulardan serbest bırakmaayı kastediyoruz[37], veya bunun yerine tutkuları dönüştürmeyi.Ayrıca arınma insanoğlunun "düzenli gelişmesidir", bu da zihnin aydınlanmasına yol açar.Böylece arınma sadece negative değil aynı zamanda pozitiftir. Saf bir ruhun nitelikleri "kıskançlıktan yoksun zeka, hasetten arınmış istekler ve görkemli Efendimiz için ebedi bir aşktır"[38]. Bir diğer deyişle eğer kıskançlık ile motive edilmiş isek,isteklerimiz haset içeriyorsa ve Tanrı’ya olan aşkımız ebedi değil ise, bu kalbimizin arınmış olmadığı anlamına gelir.

İdrak Tanrı’nın süretinde olan şeydir.Bu surety günah ile kirlettik ve artık temizlenmeli.Bu nedenle Abba Dorotheos şunu talep eder: "Görüntümüzü onu aldığımız zamanki gibi saf yapalım..."[39].Aklımızı arındrana kadar zahmet ve dayanılmaz acıya katlanmak zorunda kalacağız, o "it et pazarını koklar ve kargaşaya yol açar"[40].Eğer bir insan günah işlememek için mücadele ediyorsa ve tutkulu düşüncelere karşı savaşıyorsa, o savaşta aşağlanmış ve paramparça olur, "fakat mücadelenin acıları azar azar onu arındırır ve onu doğal duruma geri getirir"[41].

Ancak insanın çabasının yanında, Kutsal Ruh inmez ise, ölü akıl arındırılamaz ve hayata geri çevrilemez, çünkü "sadece Kutsal Ruh aklı arındırabilir. "[42].

Her şekilde insan iradesi ve ilahi lütfun birlikte çalışması sırasında , zihin arındırılmış olur, ondan sonra aydınlatılır, çünkü " arınmanın olduğu yerde aydınlanma da vardır"[43].Arınmadan sonra bir kişi zihnini günah tarafından kirletimekten korursa, onun zihni aydınlatıcı ve aydınlatılmışdır.

Bu nedenle aklın korunması  " ışık üretme, aydınlanma üretme, ışık verme ve ateş taşıma" [44] olarak adlandırılabilir.

Kısaca insanın çaresi aklın, kalbin ve görüntünün arınması, aklın ezeli ve orijinal güzelliğine onarılması ve biraz daha fazlası olarak Tanrı ile birliğidir diyebiliriz. Kutsal Ruh'un ibadethanesi haline geldiğinde, tedavinin başarılı olduğunu söyleriz.Bu tedavi edilmişler Tanrı’nın azizleridir.

 

4. Terapi Yöntemi – İyileştirici Tedavi

Hıristiyanlığın ne olduğunu, Ortodoks teolojisinin karakterinin ne olduğunu ve terapinin nasıl birşey olduğunu öğrendiğimize göre, şimdi Ortodoks inancının yöntemi olan terapötik tedavi yöntemine bakmamız gerek.Eğer sorunu bulduysak, şimdi de kalbin arınmasına ulaşmak için yöntemlerin envanterini yapmamız gerek, çare de budur.Eğer farkındalık getirmeyip onları uygulamazsak, yüksek halleri listelememizin bir anlamı yoktur.

Ruh nasıl tedavi edilir?

İlk önce doğru imanı vurgulamamız gerekiyor.Bzi Ortodokslular inancın korunmasına büyük önem veririz, çünkü biliyoruz ki inanç bozulduğunda, tedavi de otomatik olarak bozulmuş olur.Daha öncesinde teolojinin bir ilaç olarak yorumlanması gerektiğini vurgulamıştık.Tıp bilimi çeşitli tedavi yöntemleri ile kişiyi sağılığına kavuşturmak için ona rehberlik ederken, hedefinde sağlıklı bir kişi bulunur.Teoloji için de aynı şeyi söyleyebiliriz.Teoloji Kilisenin ruhsal sağlık için öğretimidir, fakat aynı zamanda hasta olanların da tedavi edilmesi için izlemeleri gereken yolu da öğretir.Bu nedenle biz Ortodokslular öğretiyi bzulmadan korumaya büyük önem veririz.Sadece öğretinin bozulmasından korktuğumuzdan değil, aynı zamanda tedavi olasılığını ve böylece de kurtuluşu kaybedebilmekten korkarız.Üstelik " Palamas ve Barlaam arasındaki çatışma bir çğretiden çok metodolojik temeldir. Barlaam kendini metafizik ve metafizik epistemolojisi ile mantığa adadı, Palamas ise ampirik doğrulama ve onaylamayı ve bunların kanıtlanabilir sonuçlarını kendine temel olarak aldı. "[45]

İyileştirilebilmesi için, bu kişinin hasta olduğunu hissedebilmek önemlidir. Hasta bir kişi hastalıklarının farkında olmadığında, doktora yönelmez.İyileşmenin ilk adımlarından biri kendini tanımaktır. Aziz Maksimus’un öğretisi şöyledir: “İnsan doğasının zayıflıklarını öğrenen bir kişi ilahi gücü tecrübe etmesidir” ve bu ilahi güç aracılığı ile birşeyleri elde etmek için istekli olması ile başka şeyleri elde etmiş olmasıdır[46]. Şam’ın Peter’i gece dua edenin büyük değerini şöyle tanımlar: “Ahlaki erdemlerin uygulaması gün içerisinde olanların meditasyonu ile gerçekleştirilir”.Biz  “günün karmaşasında”gerçekleşen sorunlar üzerinde meditasyon yaparken, “gecenin sessizliğinde işlediğimiz günahların farkında olup onların üzerinde kederlenebiliriz” [47]. Sadece durumumuzun farkında olduğumuzda bu konuda üzülebiliriz.

Günümüzde birçok Hıristiyanın manevi durumlarından haberdar olmadıkları tartışmasız bir gerçektir.Bizler "günahlarımız içinde ölüyüz" ve bunu sadece algılamamakla kalmayıp aynı zamanda Kutsal Ruh’un hediyelerine sahip olduğumuzu ve erdemleri süslenmiş olduğumuzu düşünürüz.Ne yazık ki bizi hastalıklı hale getiren bu kendi kendine tatmin kurtuluşun çalışmasını da yıkar.İsa kendini haklı çıkaran birine nasılkonuşur?Biz tıpkı Efendimizin zamanında hekime gerek görmeyen riyakar gibiyiz.Dağılmasını hissetmeyen ve iç dünyasının gelişmesi mümkün olmayan kalpte, tövbe veyas tutma armağanı nasıl gelişir?

Hasta olma duyusu ile bağlantılı olarak aynı zamanda kendi kendini suçlamanın büyük armağını olan "kendi kendini kınama" da olmalıdır.Ruhta alçakgönüllük olduğunu gösterir, çünkü "kendi kendini suçlama her zaman alçakgönüllülükle ilişkilendirilir"[48].Kendi kendini kınama ruhun üzerine yerleştirildiğinde manevi bir yüktür ve "iç kişiliğimiz olan kalbimizin içindeki faydalı şarabı, ezer,presler ve ortaya çıkarır.İletişim böyle bir şaraptır." Kendi kendini kınama da onu karakterize eden yas tutma ile birlikte zehirleri ezer ve kalbi en büyük sevinçle doldurur[49]. "Kendimizi herzaman kınamalı ve eleştirmeliyiz ki, bilinçli aşağlamalardan gibi bilinmeden işlenen günahlardan koruyalım"[50].

Fakat hast olma duyusunun farkında olmak tek başına yeterli değil.Her durumda terapist de gereklidir.Terapist ruhani rahiptir.O ilk önce kendi rahatsızlıklarından iyileştirilmiştir veya en azından iyileşmek için mücadele ediyordur, daha sonra o da kendi manevi çocuklarını iyileştirir (Lk. 4, 23). Şeytanın araçlarını aşmış biri güvenle ruhani çocuklarına yol gösterebilir.Manevi sağlık adı verilen büyük hazineyi bilen birisi başkaların da iyileşmesine yardımcı olabilir.İdrakına kavuşmuş herhangi biri başkaların da onu bulmasına yardımcı olabilir. "Gerçek hekim ilk önce kendini iyileştiri ondan sonra da kendisinin iyileştiği bu hastalıklardan diğerlerini de kurtarır."[51].

Birçok çağdaş Hıristiyan rahipleri En Yüksek Makamın bakanları ve çeşitlibürokratik işlemler için yardımcı olan kilisenin yetkilileri,farklı ayinlerin gerçekleştirilmesi veya Kutsal Tapınma kutlamak için gerekli olan ve bu şekilde ruhlarının ihtiyacını tamin eden ya da geleneksel bir görevi yerine getiren kişiler olarak algılar.Onlar sihir yapan sihirbazlar olarak değerlendirilirler!Ancak biz biliyoruz ki, Tanrı'nın lütfu sihirli veya mekanik değil de kutsal dır.Hatta buna değmeyen bir rahibin bile ayinleri gerçekleştirebildiği doğrudur,fakat bunlar iyileştiremezler.Günahların bağışlanması ayrı birşeydir, iyileştirme ise ayrıdır.Çoğu Hristiyan resmi itiraf veya Ayin’e resmi katılım ile tatmin olurlar, hatta bazen resmi Katılım dışında başka hiçbirşey istemezler.Onlar ruhlarının iyileşmesini gerçekleştirmezler.Fakat rahipler,ruhani pederler sadece Birliği kutlamazlar aynı zamanda insanları iyileştirirler de.Onlar ihtirastan iyileşmenin yolu için sağlam bilgiye sahipler ve bunu da ruhani çocuklarına öğretirler.Tutsaklıktan nası özgür kalacaklarını ve akıllarının nasıl esaretten serbest bırakılacağını onlara gösterirler.

Kutsal Pederlerin manevi babalığı gördükleri şekil şçyledir.Papaz aynı zamanda hekimdir de. . "Hekim vücudu ve ruhu sağlam olan ve onlarda yara bandına ihtiyacı olmayan kişidir"[52].Ladder’ın Aziz John’u rahiplerin iyileştirme yapabilmesi için yapmaları gerekenler konusunda oldukça iyi bir örnektir:

" Ey harika adam, yara bantları, ilaçlar, jilet, göz merhemleri, süngerler,kan alma ve koterizasyon aletleri,uyku ilacı,merhem, bir bıçak, bandajlar ve bulantıya karşı bir şey al(yaraların kokusundan iğrenme için).Eğer bunları almazsak , bilimimizi nasıl uygularız?Bunun hiçbir yolu olmaz, çünkü hekimler ödemelerini sözler için değil yaptıkları için alırlar

"Yara bandı vücudun tutkuları olan dış tutkular için çaredir.İlaç iç tutkular için çaredir ve görünmez kirliliği temizlemek içindir.Jilet ısıran aşağlamadır, fakat kibrin çürüklerini arındırır.Göz merhemi öfke ile görgelenen ruhun gözünü temizlemek içindir. Kan alma görünmeyen kötü kokuyu çekmek içindir.Kan alma aleti hastanın kurtuluşu için en iyi, yoğun ve kısa bir çözümdür.Sünger kan almadan sonra hekimin nazik, alçak gönüllü ve hassas kelimeleri ile hastayı iyileştirmek ve tazelemek içindir. Koterizasyon günahkara tövbesi için ona sevgi ile belli bir süre için verilen kural ve bir kefarettir.Merhem hastaya birkaç kelime veya koterizasyon sonra bazı küçük teselliler ile sunulan yatıştırıcıdır.

"Uyku ilacı insanın yükünü kaldırmamızdr ve bağlılık aracılıyla ona huzur verip uykusundan uyandırmamız ve de körlüğüne kutsal erdemler vermemizdir.Bandajlar boş gurur ile zayıflamış olanları bağlama ve güçlendirilmesi içindir.En son araç buçaktır, bu da bozulmuş bir üyeyi kesip atmak için bir cümle veya hükümdür ve ruhu ölü bir vücut bunun diğerlerine de yayar.

"Mübarek ve taktire değer 'tiksintili olmayan' hekimler ve çobanlar arasındaki tarafsızlıktır.İlki bulantı sorunu olmadan kokudan kurtulmak için durmaksızın çalışır.İkincisi ise her ölü ruhu hayata geri çevirebilir"[53].

Fr. Yuhanna Romanides şöyle yazar: " Tıbbi ve patristik biliminde çaresi olan onaylama deneyiminin başarılı tekrarlanması her bilimin gerçeğidir.Tıpkı iyileşmeyen ve nasıl iyileşeceğini bilmeyen birinin hekim olduğunu söylemek nasıl bir saçmalık ise, aynı şekilde en azından aydınlanma aşamasında olmayan, aydınlanmanın ve yüceltmenin ne olduğunu bilmeyen ve de bunlara nasıl ulaşıldığını bilmeyim iyileştiremeyen birinin teolog olduğunu kabul etmek de anlamsızdır"[54].

Peder Yuhanna de şöyle yazar: "Terapinin bu aşamaları sırasında hastalara yol gösteren terapistlerin üstünde piskoposlar ve rahipler geldiği varsayılır,ilki genelde manastırdan gelenlerdir.Ancak günümüzde, Hesychasm’a karşı yıkıcı neo-Helenik propagandanın birbuçuk yüzyıl sonrasında bu tür ruhban sınıfı nadirdir.Areopagite Dionysius tarafından tarif edilen bu tür rahiplik neredeyse yokoldu"[55].

Terapist bir rahip aynı zamanda ruhani kardeşlerine ortodok yolunu tavsiye eder, bu da ortodoks bağlılığının bir şeklidir.Bu nedenle bundan sonrasında bu noktaya değinmek istiyorum, yani hasta birinin ruhsal iyileşmeye erişebilmek için ruhani pederinin rehberliğinin altında izlemesi gereken yöntem.

Kısmen çileciliğe de değinmek isteriz. "Kendi kendini control etme ve seginin, sabır ve sessizliğin güçlü uygulaması içimizde gizlenen ihtirasları yokedecektir"[56]. Yeni Teolog Aziz Symeon’un öğrencisi olan Nicetas Aziz Stethatos bu çileci uygulamayı anlatır.İnsanın beş duyusu vardır, bu nedenle çileci uyhulama da beş tanedir: gece ibadeti, çalışma, dua, kendini kontrol etme ve ve hesychia.Çileci tüm beş duyuyu beş uygulama ile şu şekilde kombine etmeli: görüş ile gece ibadeti, işitme ile çalışmayı,koklama ile duayı, tat ile kendi kendini kontrolü ve dokunma ile hesychia.Bu bağlantıları yapmakyı başardığında, "ruhunun aklını hızlıca arındırır ve bu arıtma onu sakin ve açık görüşlü yapar"[57].

Kısaca cileliği uygulamanın Tanrı’nın kurallarını uygulamak,Onun emirlerini korumak olduğunu söyleyebiliriz. Bu çaba ile insanın iradesinin Tanrı’nın iradesinin arkasında ikinci sıraya koymak ve bununla değişmiş olmaya çilelik denir.Kutsal Pederlerimizin öğretilerinden tüm İncil’in "kurtuluş emirlerinden" oluştuğunu çok iyi biliriz.Kutsal Kitap’da olan herşey Tanrı’nın emridir, bu da kurtuluş arayanlar tarafından muhafaza edilmelidir.Bu Hazreti ısa'nın matta ıncilinde geçen sözlerinde açıkça görülür (Matt. 5,112).

Kendi ruhsal fakirliğimiz için bakmamız gerektiği anlamında Tanrı’nın emri "Ruhunda fakir olanlar kutsanmşlardır" şeklindedir.Bu da ruhsal perişanlığımızı deneyim etmemiz gerektiğidir. "Yas tutanlar kutsanmıştır" şeklindeki Tanrı’nın emir içimizde olan ihtirası perişanlığımızın üzerine ağlamamız içindir. "Doğruculuktan sonra aç ve susuz kalanlar kutsanmıştır" şeklindeki Tanrı’nın emir Onunla birleştikten sonrası için açlık ve susuzluk içindir. "Kalpte saf olanlar kutsanmıştır" şeklindeki İsa’nın emir kalplerimizi arındırmak içindri.O "kutsanmış" derken tıpkı Onun şunu söylemesi ile aynıdır: "Doğruluk için yoksul ol,kederli ol ve susuz kal" ve benzeri.

Bu şekilde İsa’nın emri sürekli dua, Kutsal Tapınma’yı kutlama, aklın dikkati olan sakınma, kalbin saflığı ve benzeri şeklindedir. " Yasa kutsaldır ve emir kutsal ve adil ve iyidir"(Rom. 7,12).Sevginin müridi Evangelist Yuhanna Hıristiyanları şöyle vurgular: "Şimdi bu şekilde Onun emirlerini muhafaza edersek Onu bildiğimizi biliyoruz.Onu bildiğini söyleyip Onun emirlerini muhafaza etmeyen yalancıdır ve gerçek onun içinde yoktur.Ancak Onun sözünü muhafaza eder , gerçekten Tanrı sevgisi onda mükemmelleşmiş.Bu şekilde Onda olduğumuzu biliriz(1 Jn. 2, 35). Aynı Evangelist yetkili olarak şunu vurgular: "Tanrı sevgisi bunun içindir, Onun emirlerini muhafaza etmemiz içindir" (1 Jn .5, 3).

Areopagite Aziz Dionysios’a göre "Bizim hiyerarşimizin sebebi mümkün olduğu kadar bizi Tanrı’ya benzetmek ve bizi Onunla birleştirmel içindir.Fakat Kutsal Kitap bize buna sadece emirlerin en sevgi dolu gözetimi ve ilahi hizmetlerin uygulanması ile erişebileceğimizi öğretir"[58]. Aziz Gregory Palamas yaratılan şeyler için bilginin erdemli işler yapmaktan geldiğini öğretir.Bu erdemli ilerin ne olduğu ona sorulduğunda şöyle cevap yazar: "Tanrı ile birlik ve Onun gibi olmak"[59].Erdemli işler yapmak emirleri muhafaza etmekle bağlantılıdır. Hesychast aziz bu Tanrı sevgisini şöyle de anlatır "sadece ilahi emirlerin mukaddes uygulanması aracılıyla gelir"[60].

Bunun devamında gelende Tanrı’nın emirleri ile ilgili Pederlerin söylediklerinden bahsetmek isterim. "Kutsal Kitap emirlerinin tüm amacı aklın dağılmasından ve nefretten özgürleştirmektir"[61].Bunlardan iç sahiplik elde eden birisi, onlarda Tanrı’yı bulur"[62].

Tanrı’nın emirlerini muhafaza etmek hislere kapılmamayı oluşturur. Ruhun hislere kapılmaması manevi bilgiyi korur"[63].

Tanrı’nın emirlerine itaat "ölünün dirilişidir"[64].

Sinai’den Aziz Gregory Kutsal Vftiz töreninde elde ettiğimiz Kutsal Ruh’un iki ana çalışma yollarını açıklarken, emirleri muhafaza etmenin bunlardan biri olduğunu vurgular. "Emirleri ne kadar muhafaza edersek, o kadar açıkça Kutsal Ruh görkemli ışığını üzerimize tutar"[65].

Bütün bunlar çileli hayatın ruhun iyileşmesi ve onarılması için ne kadar önemli olduğunu gösterir. Daha önce de dediğimiz gibi çileli hayat öncelikle Kurtarıcım İsa’nın emirlerini muhafaza etmektir.

Troparia’da Kilisesi'nde şarkı söylediğimizi dediğimiz gibi,ruhsal iyileşmemizi etkileyen temel emirler" oruç, gece ibadeti ve duadır".

Eğer sadaka vermek ruhun teşvik gücünü iyileştiriyorsa ve dua da aklı arındırıyorsa, oruç da duygusal arzuları soldurur[66]  ve bu şekilde ruh Tanrı’ya tamamen iyileşmiş sunulur. Oruç aynı zamanda vücudu mütevazileştirir: "Gıda yoksunluğu keşişin vücudunu alçaltır"[67].Ancak aşırı oruç sadece vücudu zayıflatmakla kalmaz, aynı zamanda "ruhun tefekkür yeteneğini konsantre olması için keyifsiz ve isteksiz yapar"[68].

Ladder’den Aziz Yuhanna oruç ile ilgili karakteristik konuşur: "Oruç tutmak doğaya zorlama uygulamaktır.Bu damage hoşnut eden herşeyi ortadan kaldırmak ile ilgilidir.Oruç arzuyu sonlandırır, kötü düşünceleri çürütür, kişiyi şeytani düşlerden özgürleştirir.Oruç duayı saf ruhu aydınlanmış, zihni dikkatli ve körlükten kurtulmayı yapar.Oruç pişmanlık, alçakgönüllülük ve neşeli tövbenin kapısıdır,çene çalmanın sonu, sessizlik için bir fırsat,itaatin bekçisi,uykunun aydınlatılması,vücudun sağlığı,hırslara kapılmamanın ajanı,günahların azalması,gerçekten Cennet’in zevkidir"[69].

Bütün bu bahsettikleri bir taraftan orucun kapsamını gösterir ve diğer taraftan da çabalayan ruha getirdiği meyveleri belirtir.Bu nedenle tüm azizler oruç tutmayı severdi.Bir kişinin tövbe etmeye başladığında kendi isteği ile oruç tutmaya başladığını söylemek çok önemlidir, bu orucun dua ve tövbe ile birlikte gittiğini gösterir.

Oruç kesinlikle bir son değil de bir araçtır, bu "kendi kendine kısıtlama isteyenler için eğitim aracıdır"[70], fakat onsuz arzuyu yenmek ve hislere kapılmamayı elde etmek neredeyse imkansızdır.Ladder’den Aziz Yuhanna bu konuda nettir.Yahudiler kendilerini Firavundan kurtardıktan sonra, acı otlar ve mayasız ekmek yediler ve sonra Fısıh Bayramı’nı deneyim ettiler, bu şekilde oruç ve tevazu yoluyla iç Firavunlar’dan özgür olacağız: "Kendini kandırmamalısın.Sürekli acı otlar ve mayasız ekmek yemeden, zahmetin acı otlarını yiyip ve katı oruç yapmadan, Firavun’dan kaçamazsın ve göksel Fısıh Bayramı’nı göremezsin; ve zihinin mayasız ekmeği mütevazı yapılır"[71].

Kilisenin belirlediği oruçları tutmamız ve etin taleplerine tam memnuniyetini sağlamamaya çalışmak önemlidir.

Orucun yanı sıra iyileşmenin bir diğer yolu gece ibadetidir. Terapinin önemli yöntemlerinden biri olan gece ibadetini yaparak, insan arzularından arınır ve iyileşir. Efendimiz geceleri nasıl dua edeceğimizi öğretti.O kendisi dağda gecelerini geçirdi. "Kalabalıkları da gönderdikten sonra, dağya kendi başına dua etmeye gitti.Gece olduğunda da orada yalnızdı" (Matt. 14, 23).

Kutsal Pederler gece ibadetinin yararlarını kendi hayatlarında tecrübe ettiler.Aziz İsaac kendi çileci yazılarında şöyle söyler: "Zeki akıl ile gece ibadetlerinde azmeden bir keşiş et ile kaplanmış gözükmeyecektir, bunun için gerçekten meleksi durum işidir. " Gece ibadeti uygulaması ile uğraşan ve ustalaşan bir ruh " Cherubim gözlerine sahip olacaktır, o her zaman gök görüşlerine gözünü dikecek ve onları farkedecek"[72].

Ladder’dan Aziz Yuhanna tüm karakteristik inceliği ile uyanık keşişin modelini ve gece ibadetinin yararlarını sunar: "Uyanıklık aklı temiz tutar. Uyuklama ruhu kör eder. Uyanık keşiş zina ile savaşır, fakat uyuyan onunla yaşamayı gider. Uyanıklık şehvetin söndürülmesi, fantezilerden kurtulma,ağlamaklı göz, yumuşak ve nazik yapılmış bir kalp, ölçülü düşünceler,sindirilmiş gıda, ehlileştirilmiş tutkular,bastırılmış ruhlar, dilin kontrolü ve boş hayallerin kovulmasdır.Uyanık keşiş düşüncelerin balıkçısıdır ve gecenin sessizliğinde onları kolaylıkla gözlemleyebilir ve yakalayabilir"[73].

Dua etmek de gece ibadeti ile birlikte gider.Bu ruhun hastalıklarını iyileştiren mükemmel yöntemdir.Dua yoluyla ruha daha fazla lütuf gelir.Fakat "Tedavi için bir yöntem olarak Hesychia" bölümünde gelirken, akli faaliyetle ilgili dua ile aklı özgürleştirmek ve Tanrı’yı görmek için kullandığımız yöntemi ele almak gerekir.Sebebi bunu insanın kurtuluşu için en önemli araç olarak kabul etmemizdir.

Ruhun her arzusunu iyileştirmek için başka tedavi yöntemleri de var.Fakat bunlarla daha sonra "Ortodoks Patoloji" bölümünde uğraşacağız.

Muhtemelen okuyucu kalbin gözü için merhem olan (cf. Rev. 3,18) tüm tedavi yöntemlerinin sadece keşişler tarafından uygulanabileceğini düşünüyordur.Bu kesinlikle doğru değildir.Herkes, hatta dünyada yaşayanlar bile, Mesih’in buyrukları ile yaşayabilir. Dua, tövbe, yas, pişmanlık, oruç, nöbet, ve benzeri Mesih’in emirleridir bu da herkesin bunlara göre yaşayabileceği anlamına gelir.İsa insanlar için mümkün olmayan şeyleri söylemedi. Aziz Gregory Palamas kalbin arınmasından bahsederek, "hatta evli yaşam sürdürenlerin bu saflığa ulaşması imkansız olduğunu, fakat sadece çok büyük zorluklarla mümkün olduğunu"[74] vurgular.Herkes ilgili ayarları yaparak İncil’e göre yaşamını sürdürebilir.

Dahası piskopos ve bir ilahi Liturji var ise, bu kurtuluşun mümkün olduğu anlamına gelir.Kilise neden vardır ve neden çalışır?Üstelik herkes için İsa’nın emirlerinin uygun bir uygulaması vardır.Patristik literatürde bu tür durumlar vardır.Kendileri iyileşmiş olan Pederler idrak etme lütfunu kazanmşlardır ve ker bir bireyi kendi yolunu bulması için öğüt verirler, bu da aslında Ortodoks geleneğinin yoludur.

Ladder’den Aziz Johnbu kokuda karakteristiktir. Bize ruhunda pişman ve mütevazi olan bir hastanın umutsuzluğa kapılması için hekimin onursuzluğunu ve dürtüsünü gördüğünden bahseder. Aynı zamanda bir diğer "akıllı" ruhani hekimin "kibirli bir kalbin" üzerinde onursuzluk bıçağı ile çalıştığını ve bu şekilde ondaki tüm şeytani kokuları boşalttığını gördüğünü söyler.Ayrıca aynı hasta adamın kendi kirliliğini itaat ilacı ile tedavi ettiğini gördüğünü ve bazen de "ruhunun hasta gözünü" sükunet ve sessizlik ile iyileştirdiğini gördüğünden bahseder[75].Yuhanna  aynı hasta adamın bir keresinde itaate, başka bir keresinde ise sükünet ve sessizliğe ihtiyacı olduğu açıkça görülür.Uygun ilaç uygun zamanda verilmelidir.

Bu zeki itirafçı aynı zamanda şöyle der: "Bir adamın ilacı, başkasının zehri olabilir." Dahası aynı kişi için aynı hazrılık bir durumda ilaç olabilir, başla bir durumda ise zehir olabilir.Uygun zamanda verildiğinde ilaç görevi görür, fakat yanlış zamanda bir zehirdir[76].

Bu nedenle tekrar seçici Ortodoks terapisti (hekim-itirafçı) tedaviyi ayarlamak ve uygun tedavi yönlendirmeyi vermek için önemli olduğunu vurgularız.

Bundan sonraki kısımda çeşitli çileci pratiklerin ve uyum için büyük bir olasılığın olduğunu açıkça görülen bazı pederlerin sözlerinden alıntılar yapmak istiyorum.

Birisi Aziz Anthony’e şunu sorar: " Birinin Tanrı’yı memnun etmesi için ne yapması gerekir? " O da şöyle cevap verir: "Nereye gidersen git gözlerinin önünde Tanrı’yı bulundur, ne söylersen söyle ve ne yaparsan yap Kutsal Kitabı şahidin olsun ve nerede bulunursan bulun hızla uzaklaşma.Bu üçünü muhafaza et ve korunmuş olursun"[77].

Bir diğer Peder Abba Nitheroes’e sorar: "Yapabileceğim iyi iş ne dir?" O da şöyle cevap verir: "Tüm eylemler eşit değil midir?Kutsal Kitap Abraham’ın misafirperver olduğunu ve Tanrı’nın onunla olduğunu söyler.David alçakgönüllüydü ve Tanrı da onunlaydı.Elias iç huzuru severdi ve Tanrı onunlaydı.Bu nedenle Tanrı’ya göre ruhunun istediğini yap ve kalbini koru"[78].

Thebes’den Joseph söyle der: "Tanrı’nın gözünde üç şey onaylanmıştır; birincisi bir adam hala hastayken ve cezbedici şeyler üzerine gelirken onları minnettarlıkla karşılamasıdır; ikincisi biri tüm yaptıklarını tamamen Tanrı’nın varlığında yürütüyorsa insani hiçbir şeyi dikkate almaması; üçüncüsü ise birinin manevi bir pedere kendi iradesi ile tam bir vazgeçme için başvuru yapmasıdır.Bu üçüncüsü gerçekten yüce bir taç kazandırır."Ardından da şunu vurgular: "Ben kendim için hastalığı seçtim"[79].

Aynı şekilde Abba Peomen söyle demiş: Eğer üç kişi aynı yerde ise ve içlerinden biri tamamen iç barışı korursa ve ikincisi Tanrı’ya hastalıkta şükrederse ve üçüncüsü saf bir zihinle hizmet ederse, bu üçü aynı işi yaparlar"[80].

Bütün bu örneklerden insanın  çabalamasının ortak olduğu, fakat çabalama şekillerinin farklı olduğu görünür.Ne yaparlarsa yapsınlar hepsi de Tanrı’nın sözünü ve emirlerini muhafaza etmeli ve hepsi de kalplerinin saflığını korumalı.Yine de ruhani pederin yapabileceği çeşitli uygulamalar vardır.

Terapötik tedavi içinde kutsal birliği listelemememiz bir eksiklik olarak Kabul edilebilir.Fakat bizim Komünyon’u, İsa'nın Eti ve Kanını komünyonu, insan için vazgeçilmez olarak kabul ettiğimizin altını çizmeli ve vurgulamalıyız.Tanrı şunu vurguladı: "İnsanın Oğlunun etini yemeniz ve kanını içmeniz haricinde, içinizde yaşam yoktur"(Yuhanna 6, 53).Fakat kutsal Komünyon’un öncesinde arınma ve hazırlanma geldiği iyi bilinir.Eğer Yuhanna  bahsettiğimiz terapi ilk önce gelmiyorsa, o zaman İsa’nın Etini ve Kanını almak "yargı ve kınamaya doğrudur".Eklesioloji ve eskatoloji tedavi edici eğitim olmadan anlaşılamaz.Biz Kutsal Komünyon’u küçümsemiyoruz, fakat çileci uygulama ve tedavinin değerini vurgulayarak Komünyon’un harika hediyesini yüceltiyoruz.Diğer taraftan yazdıklarımızın başlıca amacı Kutsal Komünyon'u hafif ve yaşam haline gelebilmesi için, mihrap ile biten kesin yolu net hale getirmektir.

Umarım bu kelimeler Hıristiyanlığın tedavi edici bilim olduğunu açık şekilde göstermiştir.Hasta insanı iyileştirir.Bu hastalık açıkça zihinde olur. Kilise öğretimi, ibadeti,iradesi ve ayinleri ile birlikte aklı özgürleştirir ve onu Kutsal Ruh’un ibadethanesi haline çevirir.Tedavi edici şekil tüm azizler tarafından onaylanmış ve uygulanmıştır.Bu Tanrı’ya götüren tek yoldur. Bence geleneğin kaybolması, tedavi yönteminin ve asıl terapistlerin kaybı ile eşdeğer görülebilir. Ortodoks Geleneğine geri dönüş aslında bu iki temele geri dönüştür.

\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/ 

[1]Commentary on Isaiah. SC 304 p. 154

[2]PG 62, col.755757

[3]J. Romanides: Jesus Christ the life of the world. (A talk in Greek translation), p. 28f

[4] J. Romanides: Romaioi i Romioi Pateres tis Ekklisias. Vol.1, p. 22f. In Greek

[5] Ibid. p. 27

[6] Gregory the Theologian. Or.27, 3. NPNFns, vol.7, p. 285

[7] Evagrius. Philokalia 1, p. 62, 61

[8] Ladder. Step 30. CWS p. 288

[9] Ibid.

[10] Ibid. p. 250

[11] Ibid. p. 262

[12] Philok.2, p. 69, 26

[13] Ibid. p. 108, 64

[14] PG 91, 601 C. Letter 20, to Marinos the Monk

[15] Philok.2, p. 330, 80

[16] Ibid. p. 328f, 62

[17] Philok.l, p. 275,67

[18] Ibid. p. 254f, 9

[19] St. Maximus the Confessor. Philok.2, p. 239,16

[20] Triads. 1.3,15

[21] Ibid. 1,3,12

[22] Ibid. 3,1, 32. CWS p. 87

[23]Romanides: Dogmatic and Symbolic Theology... p. 85f. In Greek.

[24] Romanides. Jesus Christ the Life of the World, p. 23. In Gk.

[25] Commentary on Epistle to the Romans. PG 74, 788f

[26] Ibid. 785

[27] Homily 51,10. EPE 11, p. 114f. In Gk.

[28] Ladder. Step 15. CWS p. 185

[29] Philok. 2, p. 91, 53

[30] Ibid. p. 76,64

[31] Ibid. p. 88,34

[32] The monk A.Rantosavlievits: The Mystery of Salvation according to St. Maximus the Confessor, p. 122. In Gk.

[33] Gregory the Theologian. Or.40, 37. NPNFns, vol.7, p. 374, 37

[34] Ilias the Presbyter. Philok. 3, p. 34, 4

[35] Isaac the Syrian. Epistle 4. Gk.ed.Spanos, p. 384 (not in ET)

[36] PG 90,14331437

[37] St. Thalassios. Philok.2, p. 317, 78

[38] St. Diadochos of Photike. Philok.l, p. 258,19

[39] Instructions 16, 171. SC p.466. CS p. 223

[40] Ladder. Step 1. CWS p. 75

[41] Dorotheos. SC p.412, 144. CS p. 197

[42] Diadochos of Photike. Philok.l, p. 260, 28

[43] Gregory the Theologian. Or.39, 8. NPNFns, vol.7, p. 354

[44]Hesychios the Priest. Philok.l, p. 192,171

[45] J. Romanides: RR vol.1, p. 18. In Gk.

[46] Philok.2, p. 72, 39

[47] Philok.3, p. 261

[48] St. Gregory Palamas. To Xeni. Gk.Philok.4, p. 108, line 27

[49] Ibid. p. 109, lines 1014

[50] Ladder. Step 25, CWS p. 226

[51] Thalassios. Philok. 2, p. 328, 44

[52]St. Yuhanna of the Ladder. To the Shepherd. Moore 1979, p. 232f

[53] Ibid.

[54] J. Romanides: RR vol.1, p. 18f In Gk.

[55] Ibid. p. 27

[56] Thalassios. Philok.2, p. 319, 8

[57] Practical chapters, Ch. 91

[58] Ecclesiastical Hierarchies, ch.2. CWS p. 200

[59] Gregory Palamas. Triads. 2, 3, 74

[60] Ibid. 2,3,77

[61] Maximus. Philok.2, p. 107, 56

[62] Isaac the Syrian. Ascetical Homilies, p. 42

[63] Thalassios. Philok.2, p. 314, 25

[64] Ibid. p. 328, 48

[65] Gk.Philok.4, p. 67, 3

[66] Maximus. Philok.2, p. 61, 79

[67] Sayings of the Desert Fathers, p. 68, 2

[68] Diadochos of Photike. Philok.l, p. 266, 45

[69] Ladder. Step 14. CWS p. 169

[70] Diadochos. Philok.l, p. 267, 47

[71] Ladder. Step 14. CWS p. 169

[72] Isaac the Syrian. Ascetical Homilies, p. 101

[73] Ladder. Step 20. CWS p. 196

[74]To Xeni. Gk.Philok.4, p. 2022

[75] Ladder. Step 27. CWS p. 233

[76] Ibid.

[77] Sayings of the Desert Fathers p. 2, 3

[78] Ibid. p. 130, 2

[79] Ibid. p. 94,1

[80] Ibid. p. 144, 29

 

  

8-9-2013 tarihinde yazéldé.

21-9-2013 tarihinde güncellenmiştir.

SAYFA BAŞINA DÖN